Merhaba bu sefer de saat 5'e çeyrek var. Senaryoyu nihai halinden önceki son taslak haline getirdim. Sinopsis - tretman - senaryo üçlüsü hazır yani. Şimdi "Rüyagezer'e Giriş 101"i tamamlamam gerekiyor ki ilk e-posta serisi tamamlanmış olsun. Bir haftadır tam sözcük anlamıyla gece-gündüz çalışıyorum. Aslında akşam-gece oluyor çünkü akşam 6'ya doğru Walt Disney World'deki işim başlıyor, gece 2-3 gibi eve dönüyorum, sabah 6-7'ye kadar Rüyagezer'le uğraşıyorum. Sonra uyuyup öğleden sonra 2-3 gibi uyanıyor tekrar işe hazırlanıyorum.
Bu kadar kısa sürede bu kadar yorulacağımı bilmezdim; ama olsun dehanın %90'ı terlemektir derler. Şu noktada benden büyük bir şeye kurban edebileceğim tek şey emeğim ve zamanım, onu da olabildiğince cömert bir şekilde adamalıyım ki karşılığını alabileyim.
Bugünkü çalışmama başlamadan önce bir haftanın koskoca yorgunluğundan kendime ödül vermek adına sinemaya gittim. Arka arkaya 3 film izledim çıkmadan. Önce Sorcerer's Apprentice, sonra Angelina Jolie'nin yeni filmi Salt ve son olarak da Twilight serisinin üçüncü filmi Eclipse.. Sinemaya gidip 2-film-birden yapmışlığım vardı; ama hiç arka arkaya üç filmi beyaz perdede izlememiştim. Çok aman aman bir şey de olmuyormuş zaten 3 film izleyince.
Bugün yatmadan önce birkaç saat daha dururum sanıyordum; ama sanırım dayanamayacağım. Şimdi yatıp uyuyayım, uyandıktan sonra da kalan işlerimi halleder en son e-postaları atıp kartopunu yokuş aşağı yuvarlamaya başlarım... Kendimi tohum ekiyormuş gibi hissediyorum. Bugüne kadar senaryo vs. çalışmalarıyla fasülyemi iki pamuk arasında büyüttüm ve filizlendirdim, şimdi e-posta atıp herkese iş başı yaptırdığımda onu toprağa ekmiş olacağım ve ondan sonra ben bir yandan çalışmaya devam ederek onu sularken bir yandan da diğer herkes çalışacak yani bir yandan da fasülye filizi kendi kendine uzayacak.. Ha işin sonunda sihirli fasülyeler bizi bulutların üzerindeki devin evine de çıkarabilir; fasülye çürük çıkıp bir süre sonra kuruyabilir de.. Bekleyip göreceğiz.
Bu kadar kısa sürede bu kadar yorulacağımı bilmezdim; ama olsun dehanın %90'ı terlemektir derler. Şu noktada benden büyük bir şeye kurban edebileceğim tek şey emeğim ve zamanım, onu da olabildiğince cömert bir şekilde adamalıyım ki karşılığını alabileyim.
Bugünkü çalışmama başlamadan önce bir haftanın koskoca yorgunluğundan kendime ödül vermek adına sinemaya gittim. Arka arkaya 3 film izledim çıkmadan. Önce Sorcerer's Apprentice, sonra Angelina Jolie'nin yeni filmi Salt ve son olarak da Twilight serisinin üçüncü filmi Eclipse.. Sinemaya gidip 2-film-birden yapmışlığım vardı; ama hiç arka arkaya üç filmi beyaz perdede izlememiştim. Çok aman aman bir şey de olmuyormuş zaten 3 film izleyince.
Bugün yatmadan önce birkaç saat daha dururum sanıyordum; ama sanırım dayanamayacağım. Şimdi yatıp uyuyayım, uyandıktan sonra da kalan işlerimi halleder en son e-postaları atıp kartopunu yokuş aşağı yuvarlamaya başlarım... Kendimi tohum ekiyormuş gibi hissediyorum. Bugüne kadar senaryo vs. çalışmalarıyla fasülyemi iki pamuk arasında büyüttüm ve filizlendirdim, şimdi e-posta atıp herkese iş başı yaptırdığımda onu toprağa ekmiş olacağım ve ondan sonra ben bir yandan çalışmaya devam ederek onu sularken bir yandan da diğer herkes çalışacak yani bir yandan da fasülye filizi kendi kendine uzayacak.. Ha işin sonunda sihirli fasülyeler bizi bulutların üzerindeki devin evine de çıkarabilir; fasülye çürük çıkıp bir süre sonra kuruyabilir de.. Bekleyip göreceğiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder